Hoşgeldiniz
Giriş / Kayıt Ol

Sağlık


  • Zihni Güçlendiren 7 Besin

    1) Zerdeçal: Doğu ülkelerinde sıkça kullanılan zerdeçal beyin için harika bir besindir, Alzheimer hastalığının oluşumunu engeller.

    İsim:  zerdeçal.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  34.0 KB (Kilobyte)


    2) Yeşil Çay: Günde bir ya da iki kez içilmesi gereken bu çay, zihni oldukça güçlendirmektedir.

    İsim:  yesil-cay-faydalari.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  69.4 KB (Kilobyte)



    3) Bitter Çikolata:
     Beyni güçlendiren bu tatlı besin, sağlık için çok yararlıdır.

    İsim:  399766.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  26.4 KB (Kilobyte)



    4) Kabak Çekirdeği: İçeriğinde bulunan çinko ve magnezyum nedeni ile beyin için çok faydalıdır.

    İsim:  kabak-cekirdegi.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  96.2 KB (Kilobyte)



    5) Brokoli: K vitamini bakımından zengin olan bu besin de zihni güçlendiren bir bitkidir.

    İsim:  brokoli.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  93.8 KB (Kilobyte)


    6) Adaçayı: Konsantrasyon sağlayan bu bitkiyi demleyerek sağlık bulabilirsiniz.

    İsim:  tibbi-adacayi.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  46.5 KB (Kilobyte)



    7) Kuruyemiş: 
    Birçok doktor tarafından önerilen kuruyemişler, düzenli olarak beyin için tüketilmelidir.


    İsim:  karacigere-iyi-gelen-kuruyemisler-1-624x417.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  94.3 KB (Kilobyte)

    Devamı.. »
  • Psişik güç nedir?

    Psişik güç nedir?

    İsim:  insan[1].jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  46.5 KB (Kilobyte)

    Psişik güç, herhangi bir şey için tahmin yürütme ve düşünme süreci olmadan anında doğru bir şekilde bilinebilme; bunun da mantıksal olarak aslında bir açıklamasının yapılamayacağı durumlarda gösterilen tavırlardır. Daha çok bir yetenek olarak ele alınan psişik güçler; bir görüntü, bir ses, bir his vb. şekilde kendisini belli etmektedir. Beş duyu organımızla meydana getireceğimiz bu güç; bazı kaynaklarda “altıncı his” olarak da yer almaktadır. Ayrıca bilim insanları; bu tip psişik güçlerin ortaya çıkması durumunu ESP (“ekstra duyumsal algılama” anlamındadır) ile de bağdaştırmaktadır.

    Normalde herkesin bir psişik gücü olduğu ancak sadece bu gücünü fark edebilenlerin bu özelliklerini kullanabildikleri iddia edilmektedir. Herkesin doğal olarak 5 ayrı duyusu bulunduğundan bu duyuların diğer insanlardan üstün olan kısımlarını fark etmeleri dahilinde psişik gücünün bulunduğundan bahsedebilmek mümkün olmaktadır. Bazı bireyler bu güçlerini çok küçük yaşlarda fark edebilse de bazı bireyler de belirli bir yaşa geldikten sonra tetikleyici bir takım olaylar vasıtasıyla bu durumdan haberdar olmaktadırlar.

    Psişik güçler eski dönemlerden günümüze, toplum arasında çok da bahsedilen durumlar olmamaktadırlar. Gizli tutulması tercih edilen ve sadece belirli zümrelere anlatılan bu özellikler, aslında oldukça normal ve bahsedilmesi gayet olağan durumlardır. Ancak toplum bireyleri bu tip özellikleri olan bireylere “akli dengesini yitirmiş” gözüyle bakabilmekte, bu da bu tip yetenekleri olduğunu keşfeden kişilerin yeteneklerini saklamasına yol açmaktadır.

    İsim:  psisik_gucler_01_th.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  31.3 KB (Kilobyte)

    Ayrıca bu tip özelliklerinin olduğunu iddia ederek insanları maddi kaynak bulmak uğruna kandıran yalancı insanlar da bulunmaktadır. Bu tip dolandırıcılık olayları zaman zaman gündeme gelmekte; bu şekildeki olumsuzluklar esas psişik güçleri olan insanları da zor duruma sokmaktadır. Her ne kadar günümüzde hala bu tip özelliklere sahip olan insanlara inanılmasa da, bu durum bilimsel olarak açıklanabilmektedir.

    Sezgisel zihinden gelen mesajlara açık olmak, sıklıkla bu konuda yapılan çalışmalardır. Sezgisel zihin beynin sağ tarafında, rasyonel zihin ise sol tarafta bulunmaktadır. Bu zihinler pozitif bir enerji yayarlar. Aynı şekilde de çevrede bulunan negatif enerjiyi de çekerler. Bu enerjiler titreşir ve bize bazı bilgileri de taşır. Tamamen bilimsel olarak açıklanan bu konularla uğraşan pek çok insan vardır.



    Psişik güçler gerçek mi?

    Psişik güçlerin gerçek olduğu, konuyla alakalı yapılan bilimsel açıklamalarda ortaya çıkmaktadır. Bu tip psişik sezgiler beynin sağ tarafından algılanabilecek enerjilerdir. Aynı şekilde negatif şekilde gelen psişik bilgilerin de beynin sol tarafının negativiteyi algılayabilmesinden dolayı sezgilenebilir bir durum olduğu da oldukça ortadadır. Söz konusu psişik güçler olduğunda, hem sağ hem de sol taraftaki yetenek devreye girerek yaşanan titreşimlerden ötürü kişiye bazı bilgiler iletilebilmektedir.

    Psişik güçler nasıl ortaya çıkar?

    Psişik güç belirtileri, çoğu kişide kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Çoğu kişi, bir süre kendisinde bu tip bir yetenek olduğunu fark edemeyebilmektedir. Ancak bu tip durumlar sıklaştıkça, kendinizdeki farkı daha rahat fark etmeniz ve biraz araştırmadan sonra psişik güçlerinizin olduğunu anlamanız hiç de zor olmamaktadır.

    Eğer bu tip güçlerinizin olduğunu düşünüyorsanız, emin olmak için bir takım denemelerde bulunmanız önerilir. Öncelikle zihninizi boşalttığınız meditasyon süreçlerini denemeniz önerilir. Bunun dışında gördüğünüz rüyaları not etmek, gerçek hayatla bir gün bir yerde bağlantısını kurabilmek için faydalı bir deneyiş biçimidir. Bunun dışında sürekli olarak pozitif yönünüzü aktif tutarak “çakralarınızı açmayı” da deneyebilirsiniz.

    Devamı.. »
  • Yoğurt Tüketiminin, Yüksek Tansiyon Üzerinde Etkileri

    Yoğurt Tüketiminin, Yüksek Tansiyon Üzerinde Etkileri

     
    Yoğurt, özellikle de sağlıklı beslenmenin bir parçası olduğunda, kişilerin tansiyonu üzerinde faydalı bir etkiye sahip olabilmektedir. Yapılan bir çalışmada, haftada beş porsiyon veya daha fazla yoğurt tüketen kişilerin yüksek tansiyon oluşma riskinin daha düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Yüksek tansiyon potansiyel olarak tehlikelidir çünkü kalbi zorlaştırır, atardamarları sertleştirir. Beyin kanaması ve böbrek problemleri riskini arttırır. Kontrol edilmezse, yüksek tansiyon kalp ve böbrek hastalığına, felce ve körlüğe neden olur.

    Daha önce yapılan çalışmalar süt ürünlerinin risk altındaki yetişkinlerde yüksek tansiyon riskini azaltabildiğini göstermiştir. Araştırmacılar, uzun süreli birkaç çalışmada, yoğurdun tek başına bağımsız etkisini araştırmıştır. Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doktora adayı olan Justin Buendia, Yoğurdun kan basıncına etkilerini değerlendirmek için bugüne kadarki en büyük çalışmayı yapmıştır.

    İsim:  yogurt-suyu-maskesi-ve-yogurt-suyunun-cilde-faydalari-1504805661.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  22.7 KB (Kilobyte)

    Araştırmacılar, yaş, ırk, yüksek tansiyonun genetik, fiziksel aktivite ve beslenme gibi yüksek kan basıncını etkileyebilecek diğer faktörleri ayarladıktan sonra, yüksek tansiyon gelişimi ile yoğurt arasındaki bağlantıyı incelemişlerdir. Her hafta bir kereden az porsiyon tüketen kadınlara kıyasla, haftada beş veya daha fazla yoğurt porsiyonu yiyen kadınların, istatistiksel olarak % 20 yüksek tansiyon oluşma riski daha düşük çıkmıştır.

    Araştırmacılar, düzenli yoğurt tüketimi ile erkeklerde yüksek tansiyon arasında çok zayıf bir bağlantı olduğunu belirtmişlerdir. Ancak bu durum, incelenen gruplardaki erkeklerin kadınlara oranla çok az yoğurt tüketmesinden kaynaklanmıştır. Bu, yoğurtun erkeklerin tansiyon üzerinde yararlı bir etkisi olmadığı anlamına gelmemektedir. Meyveler, sebzeler, yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünleri, kepekli tahıllar, balıklar, kümes hayvanları, baklagiller, tohumlar ve fındık sağlık ve vitamin açısından zengindir. Yoğurt ve bu zengin içerikli gıdalar yapılan araştırmalarda birlikte tüketilmiştir. Ekip ayrıca diğer süt ürünleri ve yüksek tansiyon arasındaki bağlantılara da bakmıştır. Günlük süt ve peynir porsiyonu ile yüksek tansiyon riski arasında pozitif bir bağlantı bulmuşlardır, ancak Buendia’ya göre, bu yoğurdun etkisi kadar güçlü değildir.

    Araştırmacılar, özellikle sağlıklı bir beslenmenin parçası olarak yoğurt tüketildiğinde, yüksek tansiyon riskinin azaltılmasında yoğurdun yararlı etkisini, vücut kitle indeksini azaltmasından yola çıkarak bulmuşlardır. Bu durum beslenmenize yoğurt ekleyerek yüksek tansiyon riskinizi azaltma olasılığınızı pekiştirir. Yoğurdun, yüksek tansiyonu düşürmek için tasarlanan beslenme planının parçası olduğu, sağlıklı bir ağırlığa ulaşmanıza yardımcı olmanın olumlu etkisi olduğuna ve fayda sağladığına işarettir.
    Devamı.. »
  • Saç Dökülmesi Ve Kepeklenmenin Önüne Geçebilirsiniz.

     Saç Dökülmesi Ve Kepeklenmenin Önüne Geçebilirsiniz

     
    İsim:  35981-640x336.jpg
Görüntüleme: 0
Büyüklük:  36.9 KB (Kilobyte)


    Saç dökülmesine iyi geldiği bilinen doğal bitkiler bu konuda bir çok şikayetçi kişiye umut olmaktadır. Alternatif tıbbın uğraş alanı dahilinde bulunan bu bitkilerin bir çok ilaçta da kullanıldığı bilinmektedir.

    1- Şerbetçi otu kozalağı devetabanı karışımı;


    Kepekleri temizler, kan dolaşımını hızlandırır, saç dökülmesini durdurur, ikişer yemek kaşığı, devetabanı yaprakları, meşe kabuğu, şerbetçi otu kozalağı naneye 2 litre kaynar su ekleyin, üzerini kapatıp 2 saat demlendirin. Saçlarınızı bu karışımla yıkayın ve kurumaya bırakın.

    2- Isırgan Otu Kökü Ve Latin Çiçeği Meyveleri Karışımı;

    Kan dolaşımını hızlandırır ve kepek oluşumunu önler. iki bitkiden bir miktar yaklaşık 3 çorba kaşığı kadar, iki litre kaynar suyu ekleyip bir saat dinlendirdikten sonra saçlarınızı yıkayın.( Son durulama suyuyla) ve kurumaya bırakın. Isırgan otu Saç derisi kaşıntısına karşı çok etkilidir.

    3- Devetabanı, Papatya ve Sarı Kantaron;


    3 yemek kaşığı Devetabanı yaprakları, 2 yemek kaşığı Sarı kantaron, 3 yemek kaşığı Papatyayı karıştın, 1,5 litre sıcak su ekleyin, demleyin, soğumaya bırakın. Bir pamuk yardımıyla saç derisine uygulayın. Saçlarınızı yıkamadan kuru-maya bırakın, bu karışımı haftada en fazla 2-3 kez yaptığınızda saçlarınız parlaklaşacak kaşıntısı kesilecek ve kepek yok olacaktır.

    4- Atkuyruğu Ve Isırgan Otu Kökü Karışım;

    Birer yemek kaşığı Tarla atkuyruğu ve ısırgan kökü üzerine 4 yemek kaşığı alkol ekleyin, kapağını kapatın, karanlık bir yerde 1 hafta bekletin. Sonra süzgeçten geçirin. Saçlarınızı yıkamadan önce pamuk yardımıyla maske olarak yaklaşık yarım saat kadar bekleyip saçlarınızı yıkayın.

    5- Meyan kökü;


    Duş alırken, kullandığınız şampuanın içerisine meyankokü ekleyerek saçların izin dökülmesini ve kepeklenmesini engelleyebilirsiniz.

    6- Biberiye;

    Biberiye yağını zeytinyağı ile karıştırıp saç diplerine masaj yaparak yedirin. Yaklaşık 40 dakika bekledikten sonra saçlarınızı yıkayın. Bu hem kepeklenmeyi hem de saçlarının dökülmesini engelleyecek ve saçlarınızı besleyecektir.

    7- Atkuyruğu;


    Silikon mineraller’ ve selenyum, atkuyruğu bitkisinde bol miktarda bulunmaktadır. Bu minareler, kafa derisindeki kan dolaşımını artırır ve saçlarınızın dökülmesini engeller.

    8- Yalancı Safran;

    Bazı şifacılara göre, bu bitki kafa deresini besleyen damarları genişletiyor, bu nedenle de saçı beslediği iddia ediliyor. Bu bitkinin yağı ile kafa derinize masal yapacağınız gibi birkaç yemek kaşığı yalancı safran tohumunu öğütüp şampuanınıza da karıştırarak kullanabilirsiniz.

    9- Pıtrak Ve Devetabanı Karışımı;

    Saçların ipeksi, dolgun olması için kullanılır. 2 yemek kaşığı Pıtrak otu, 2 kaşık Devetabanı yaprağı 2 yemek kaşığı Ihlamur çiçeği, 2 yemek kaşığı Nane yaprağı ve çiçeğinin üzerine 1,5 litre sıcak su ekleyin, kapağını kapatın, yarım saat demlen-meye bırakın, ılıklaşınca saçlarınızı yıkayın.

    10- Cüce Palmiye;

    Bu bitki, saç dökülmelerini engellediği kanıtlamıştır. Ayrıca erkeklerde prostat büyümesine karşı da etkili olduğundan erkeklerin bu bitkiyi hem saç dökülmesi ve kepeklenme hem de prostata karşı kullanabilirler.

    11- Dulavrat Otu;

    Bazı şifacılara göre dulavrat otu yağı ile saç diplerine yapılan masaj, kepek sorununa çözüm olmaktadır.

    12- Karakafes Otu;

    Şifacılara göre bu bitkinin içeriğinde bulanan bazı kimyasallar, kepek önleyici özelliklere sahiptir. Kullandığınız şampuanını içerisine birkaç damla karakafes otu tentürü ekleyerek bu sorununuzu çözebilirsiniz.

    13- Sinirotu;


    Bu bitki de allantoin içermektedir. Sinir otu ile hazırlayacağınız çay ile banyoda son durulamadan sonra saçlarınızı yıkayıp çıkmalısınız. Bu bitkinin çayı saçlarınıza parlaklık vereceği gibi kepek sorununuzu da çözecektir.

    14- Sirke veya Elma Sirkesi;

    Her ikisi de halk arasında kepeğe karşı ilaç olarak yıllardan beri kullanılmaktadır. Üzüm veya elma sirkesini (elma sirkesi daha etkilidir) yalnız kullanabileceğiniz gibi ayrı ayrı da kullanabilirsiniz. Sirkeyi biraz ısıtıp, saç derinize masa yaparak yedirdikten sonra yarım saat kadar bekleyip saçlarınızı şampuanlayın. Bu çok etkili bir yöntemdir.

    15- Kekik;

    Bir çay bardağı kekiği bir litre suya koyup yarısı buharlaşıncaya kadar kaynatın. Soğuyuncaya kadar demlemeye bırakıp, süzün. Durulandıktan sonra saçlarınızı bu suyla yıkayın, hem saçlarınızdaki kepeği yok edecek hem de saç dökülmesini engelleyecektir.

    16- Kırmızıbiber;

    Kan dolaşımını hızlandırır, saçları canlandırır. Saçları aşırı şekilde dökülüyorsa bunları uygulayabilirsiniz. 1 tatlı kaşığı kırmızı sivri biberin üzerine 8 çay kaşığı alkol ekleyin, 25 gün karanlık bir yerde dinlendirin, haftada bir gün bir çalkalayarak karıştırın. Süzün. Karışımdan bir miktar alın, üzerine aldığınız kadarın on katı su ekleyin karıştırın. Pamukla saç derisine uygulayın. Yaklaşık 40 dakika bekleyin ve saçınızı yıkayın.
    Devamı.. »
  • Tuzun Hayatımıza Faydaları ve Zararları

     

    İyot, boynumuzda bulunan tiroid bezinden hormon salgılanması için çok önemli olan bir mineraldir. Vücudumuzun gelişmesi beyin ve sinir sistemimizin çalışması, aktivitelerimizin ve tiroid bezi hormonlarının yapımı için iyot gereklidir.

     

     

    Tuzun Faydaları

    Yemeklere tat kazandırır.

    Vücudun asit-baz dengesini korur.

    Vücudun elektrolit dengesini sağlar.

    Aşırı sıcakta kalan kişilerde, kas krampları meydana gelir. Bu kramplarda tuzlu su eriyikleri verilerek hasta tedavi edilebilir.

    Tansiyonu düşük hastalara tuzlu yiyecek ve içecek verilerek tansiyon yükseltilebilir.

    Sofra tuzu idrar oluşumunu sağlar. İdrar oluşmadan metabolizmanın tehlikeli olan son ürünleri dışarı atılamaz.

    Tuz aynı zamanda antiseptik, yani mikrop öldürücüdür. Besinlerin saklanmasında, salamura ve tuzlamalarda kullanılabilir.

    Tuzun İnsan Vücuduna Yararları

     Vücudumuza yiyecekler ve içtiğimiz su ile aldığımız iyot, yaşam için çok önemli minerallerden birisidir. Günlük iyot ihtiyacının % 90'ı gıdalardan, %10'u içme suyundan karşılanır.

     İyot, boynumuzda bulunan tiroid bezinden hormon salgılanması için çok önemli olan bir mineraldir. Vücudumuzun gelişmesi beyin ve sinir sistemimizin çalışması, aktivitelerimizin ve vücut ısımızın sürmesini sağlayan tiroid bezi hormonlarının yapımı için iyot gereklidir. Ülkemizin büyük bir bölümünde olduğu gibi İlimizde de sudaki iyot yetersizdir. Vücudumuz için bu kadar önemli olan iyot yeterli alınmadığından çeşitli hastalıklar oluşur.

        * Gebelikte iyot eksikliği anne karnındaki bebeğin hem beyin hem de beden gelişimini olumsuz etkiler.

        * Gebelikte iyot eksikliği düşüklere, ölü doğumlara, bebeğin özürlü doğmasına, bebeklerde zeka geriliğine ve cüceliğe sebep olur.

        * Çocukluk ve gençlik döneminde iyot yetersizliği bedensel ve zihinsel gelişme geriliğine neden olmaktadır.

        * Yetişkinlerde iyot yetersizliği guatrın yanı sıra beden ve zihin fonksiyonlarında dengesizliklere ve bozukluklara da yol açmaktadır.

    İyot yetersizliği ve guatrın önlenmesinde en iyi yöntem olarak tuzun iyotlanması benimsenmiştir. Günlük iyot kullanımı erişkinlerde en az 50 mikrogram, ortalama 100-300 mikrogram, en fazla 1000 mikrogramdır. Günde 5-15 gr. tüketilen iyotlu tuz ile ortalama 150 mikrogram iyot alınır. Bu miktarlarda kullanılan iyotlu tuz sağlığa zararlı değildir ve yan etkileri yoktur. İyotlu tuz kullanımında insanların daha fazla tuz tüketmeleri değil normalde her gün kullanılan tuzun iyotlu olması önerilmektedir.

    İyotlu tuzun iyot içeriğini kaybetmemesi için; serin , kuru ortamlarda , ışık geçirmeyen ağzı kapalı kaplarda saklanmalıdır. Yemeklere konulan tuzdaki iyot pişirme ile kayba uğradığından yemekler piştikten sonra tuzu konulmalıdır.

    Unutmayalım ki ! İyot yetersizliğinin neden olduğu hastalıkları tedavi etmek hem zor hem de pahalıdır. Buna karşılık iyotlu tuz kullanmak hem sağlıklı hem de ucuzdur.

    Tuzun Zararlari..!!

    Tuzlu yiyecekleri herkes sever. Tuza bir kez bağımlılık kazandınız mı, ne tuzsuz yiyeceklerden, ne de tuz yerine konulmuş maddelerle yapılmış besinlerden zevk alabilirsiniz... Ama tuz sakılması gereken üç beyaz besinden biridir. Neden?

    Lezzet duygusunu veren şeyler, dil ve damağınızda hissettiğiniz tatlardır.

    Sizi mutlu eden, keyif veren, yemek yemenin coşkusunu güçlendirip sofralarınızı doyulmaz sohbet ortamları haline getiren de bu tatlardır. Doyulmaz bir lezzeti oluşturmada pek çok oyuncu vardır ama bunlardan ilk üçü, hem en önemlileri, hem de en tehlikelileridir: Tuz, şeker ve yağ!

    Tuzlu yiyecekleri herkes sever. Tuza bir kez bağımlılık kazandınız mı, ne tuzsuz yiyeceklerden, ne de tuz yerine konulmuş maddelerle yapılmış besinlerden zevk alabilirsiniz. Tuzlu tatlara bağımlılık çocukluk çağlarından itibaren yavaş yavaş kazanılır. Bir süre sonra da vazgeçilmez bir tutku halini alır.

    Tuz kullanmayı bir süre erteleyebilirseniz, bedeniniz daha az sodyumla beslenmeye uyum göstermede pek fazla güçlük çekmez. Tuz kullanımını azaltan ve besinler ile aldığı sodyum miktarını sınırlayanların tuzlu tat-lezzet isteklerinde gerileme oluşur.

    Yapay tuz zararlı mı?

    Tuz yerine geçen ürünleri kullanmak, tuzun zararlarından kurtulmanın en kolay yoludur ama tuz yerine geçen maddeler her zaman ve herkes için uygun olmayabilir. Yapay tuzların içerisindeki en önemli madde olan ‘potasyum’ bazı durumlarda ciddi problemler yaratabilir. Böbrek yetmezliği olanların, potasyum birikimine eğilimli sorunu bulunlarının ve potasyum tutucu idrar söktürücüleri kullananların bu tür tuzları kullanmadan önce doktorları ile konuşmaları gerekmektedir.

    Fazlası neden yasak

    Eğer hem daha az sodyum kullanmak hem de herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaşmamak istiyorsanız tuz yerine seçenek olarak bitkileri ve baharatları denemelisiniz. Özellikle limon ve limon suyu, kaliteli sirkeler ve bazı kurutulmuş baharatlı bitkiler ve kırmızı biber lezzet unsurunu arttırmada, tuza olan özleminizi azaltmada size yardımcı olabilirler.

    Vücudunuzun sodyum dengesini sağlamakla yükümlü organı böbreklerinizdir. Sağlıklı böbrekler fazladan alınan sodyumun büyük bir kısmını kolayca atmaktadır. Tuzun fazlasını terleme ile de atarsınız. Eğer böbrekleriniz yeterince çalışmazsa fazla tuzu atmakta güçlük çekersiniz. Vücudunuzda sodyum birikir, yüzünüzde, bacaklar ve ayaklarınızda şişmeler meydana gelir. Vücutta aşırı sodyum birikmesi sonucu oluşan bu belirtilere tıp dilinde ‘ödem’ denilmektedir.

    Tuzun fazlası sadece ödem yapmaz. Damarlarınızda dolaşan sıvı miktarının artmasına, kan basıncınızın yükselmesine (hipertansiyon), kalp ve böbrek hastalıkları ile felç riskinizin artmasına neden olur. Özellikle toplumun yüzde 30’undan fazlasının sodyuma duyarlı kan basıncına sahip olduğunu düşünürseniz hipertansiyon eğiliminizin kanınızda fazla sodyum birikince tetiklenebileceğinden kuşkunuz olmasın!

    Lezzet odaklı beslenmede ısrar ederseniz ‘fazla tuzlu beslenme’ tuzağına yakalanma olasılığınız yükselecektir. Özellikle genetik mirasından hipertansiyon riski olan biriyseniz, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği gibi sorunlarınız varsa besinlerle aldığınız tuz miktarını ölçülü tutmaya bakın.

    Devamı.. »
RSS